Nurhan Yaşlıoğlu ve Muammer Yaşlıoğlu’nun pleksi sanatına yaklaşımı: Geleneksel estetikten modern malzeme kültürüne
- Prof. Dr. Uğur Batı

- 9 saat önce
- 3 dakikada okunur

Devlet sanatçısı, ressam Devrim Erbil ile Denizbank Gen. Md. Yardımcısı, Baş Hukuk Müşaviri ressam Akın Ekici’nin farklı tekniklerle hazırladığı eserlerden oluşan “Ters Yüz İmgeler-Sanata İyi Bakın!” sergisi, DenizBank’ın kültür sanat mekânı Galeri Deniz’de Mayıs ayında ziyarete açılmıştı. Galeri Deniz’de küratörlüğünü Prof. Dr. Uğur Batı’nın üstlendiği sanat ve cemiyet dünyasını bir araya getiren özel sergide, resimden seramiğe uzanan farklı teknikler sanatseverlerle buluşan sergide Yahşi Baraz, İsmail Acar, Murat Keloğlu ve Yeşilçam’ın efsane ismi ve Hülya Koçyiğit’in de yer aldığı bol sohbetin, sanat üzerine keyifli yorumların yapıldığı sergi, Galeri Deniz’in en özel sergilerinden oldu.

Galeri Deniz bünyesinde faaliyet gösteren sergi, farklı malzeme ve tekniklerin bir araya geldiği bir seçki sunuyor. Resim, seramik, ipek ve pleksiglas gibi çeşitli disiplinlerde üretilen eserler, gerçek ile imge arasındaki ilişkiyi dönüşüm ve karşıtlıklar üzerinden ele alıyor. Bu özel koleksiyon sergisinin parçalarından biri de Nurhan Yaşlıoğlu ve Muammer Yaşlıoğlu’nun özel sedef eseriydi. Bu eser üzerinden bir sedef yolculuğuna çıkmak istedim. Sedefin ustalarını yazmak istedim.

Biraz Geçmiş Bilgisi: Devrim Erbil ile Sanatsal Buluşma
1995 yılı, çiftin hayatında başka bir dönüm noktasıdır: Prof. Devrim Erbil ile tanışırlar. Erbil, onların tekniğini ilginç bulur ve birlikte denemeler yapmaya başlarlar. Bu iş birliği, 1998 yılında gerçekleşen ve marküteri ile resmin harmanlandığı karma sergilere kadar uzanır. O tarihten bu yana, yaşayan bir devlet sanatçısının eserlerini marküteri tekniğiyle aslına sadık kalarak reprodüksiyon haline getirmek, onlar için paha biçilmez bir onur kaynağı olur.
Sanat Dolu Yıllar
Zamanla işleri daha da büyür; 1996 ve 1998 yıllarında prestijli dergilerde röportajları ve eserleri yayınlanır. Bir yatın tüm ahşap bölümlerini marküteriyle süsledikleri iki yıllık zorlu ama başarılı bir serüveni geride bırakırlar. Teknolojiyi de zanaatlarına dahil ederek, kretuvar kesiminden lazer kesime, kaplamadan sedef ve metale kadar pek çok farklı malzemeyi eserlerinde kullanmaya başlarlar. Bugün Nurhan ve Muammer çifti, Devrim Erbil’e olan minnetleri ve ahşaba duydukları sönmeyen heyecanla, Türkiye’nin sanat dünyasında eşsiz bir iz bırakmaya devam ediyorlar.

Malzeme, Yalnızca Üretim Aracı Değil, Aynı Zamanda Estetik Dilin Belirleyici Unsuudur!
Sanat tarihi boyunca malzeme, yalnızca üretim aracı değil, aynı zamanda estetik dilin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Endüstriyel çağın sanat üretimine kazandırdığı yeni materyaller arasında pleksi (polimetil metakrilat), şeffaflık, ışık geçirgenliği, dayanıklılık ve “biçimlenebilirlik” özellikleriyle çağdaş sanatın önemli malzemelerinden biri hâline gelmiştir. Bu çalışma, Nurhan Yaşlıoğlu ve Muammer Yaşlıoğlu’nun pleksi sanatındaki üretim anlayışını; malzeme estetiği, teknik uygulama ve çağdaş tasarım perspektifi üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada pleksi sanatının teknik altyapısı ile Yaşlıoğlu sanat pratiği arasındaki ilişki ele alınmış; malzemenin çağdaş sanat üretimindeki dönüştürücü rolü değerlendirilmiştir.
Sanat üretimi tarih boyunca malzeme teknolojilerindeki dönüşümlerle paralel gelişmiştir. Taş, ahşap, metal ve cam gibi klasik malzemelerin yanında modern endüstrinin sunduğu sentetik materyaller, çağdaş sanatın ifade alanını genişletmiştir. Bu malzemeler arasında pleksi, özellikle ışıkla kurduğu ilişki nedeniyle görsel sanatlarda yeni bir estetik alan yaratmıştır.
Pleksi, teknik olarak camın hafif ve dayanıklı alternatifi olarak geliştirilmiş olsa da zamanla sanat, mimarlık ve tasarım disiplinlerinde bağımsız bir ifade aracına dönüşmüştür. Nurhan Yaşlıoğlu ve Muammer Yaşlıoğlu’nun bu malzemeyle geliştirdiği üretim pratiği, geleneksel estetik anlayış ile çağdaş materyal kullanımını bir araya getiren dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır.

Pleksi Sanatının Teknik ve Estetik Yapısı
Pleksi (akrilik), ışık geçirgenliği yüksek, kolay şekillendirilebilir ve yüzey kalitesi güçlü bir malzemedir. Sanatsal üretimde lazer kesim, gravür, katmanlama ve ışık entegrasyonu gibi tekniklerle kullanılmaktadırPleksi sanatının temel estetik avantajları şunlardır:
Işık ile etkileşim kurabilmesi
Şeffaflık ve derinlik hissi yaratması
Katmanlı kompozisyon üretimine uygunluğu
Renkli ışıkla yeni görsel deneyimler oluşturabilmesi
Minimalist ve modern formlara elverişli olması
Bu özellikler, çağdaş sanat üretiminde pleksiyi güçlü bir ifade alanına dönüştürmektedir.
Nurhan Yaşlıoğlu’nun Pleksi Sanatındaki Yaklaşımı
Nurhan Yaşlıoğlu’nun pleksi çalışmalarında dikkat çeken temel unsur, malzemeyi yalnızca teknik bir araç olarak değil, estetik bir yüzey olarak ele almasıdır. Özellikle ışığın malzeme üzerindeki kırılmaları ve yüzey derinliği üzerinden kurduğu kompozisyon anlayışı, eserlerine dinamik bir görsellik kazandırmaktadır.
Yaşlıoğlu’nun üretim pratiğinde geleneksel motiflerin çağdaş malzemeyle yeniden yorumlanması dikkat çekmektedir. Bu durum, kültürel formun modern malzeme üzerinden yeniden inşa edilmesi olarak okunabilir.

Muammer Yaşlıoğlu’nun Teknik Derinliği ve Form Arayışı
Muammer Yaşlıoğlu’nun pleksi sanatında teknik hassasiyet daha belirgin bir karakter göstermektedir. Özellikle lazer kesim teknikleri, yüzey geometrisi ve katmanlı yapı kurulumları eserlerinde güçlü biçimde hissedilmektedir.
Onun üretim pratiğinde form, yalnızca estetik değil aynı zamanda mekânsal bir deneyim üretmektedir. İzleyicinin esere göre konum değiştirmesiyle değişen ışık etkileri, çalışmaları durağan objeler olmaktan çıkarıp yaşayan görsel alanlara dönüştürmektedir.
Geleneksel Motiflerden Modern Tasarıma Geçiş
Yaşlıoğlu ailesinin sanat pratiğinde dikkat çeken önemli noktalardan biri, geleneksel desen estetiğinin modern üretim teknikleriyle buluşturulmasıdır. Özellikle geometrik düzen ve simetri prensiplerinin pleksi yüzeylerde yeniden üretilmesi, geleneksel sanat belleğinin çağdaş tasarıma taşınması anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, sanat sosyolojisi açısından kültürel adaptasyon örneği olarak değerlendirilebilir.
Pleksi sanatı, çağdaş sanatın malzeme odaklı dönüşümünü temsil eden önemli alanlardan biridir. Nurhan Yaşlıoğlu ve Muammer Yaşlıoğlu’nun bu alandaki üretimleri, modern malzeme teknolojisi ile estetik hafızanın birleştiği özgün bir sanat pratiği sunmaktadır.
Bu üretimler yalnızca bireysel sanat faaliyeti değil; aynı zamanda çağdaş sanatın malzeme kültürü içerisindeki dönüşümüne dair önemli veriler taşımaktadır. Gelecekte pleksi sanatına yönelik akademik çalışmaların artması, bu alanın kuramsal derinliğini güçlendirecektir.






Yorumlar