İK’da yapay zeka pazarı 2030’a kadar 15 milyar doları bulacak

İnsan kaynakları birimleri, yapay zeka ve dijitalleşme yatırımlarının odak noktasına yerleşirken küresel pazardaki büyüme ivmesi de hız kazanıyor. İK platformu Plena Pro’nun derlediği İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme Raporu verilerine göre, küresel İK teknolojisi pazarının 2026 yılında 46,3 milyar dolara, 2034 yılında ise 86,1 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sektördeki yapay zeka pazarının ise 2026’da 6,3 milyar dolardan 2030 yılı itibarıyla 15,2 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor.
Raporda yer alan küresel verilere göre, üretken yapay zekayı süreçlerine dahil eden veya entegre etmeyi planlayan İK liderlerinin oranı Haziran 2023’te yüzde 19 seviyesindeyken Ocak 2025’te yüzde 61’e yükseldi. SHRM’nin 2026 araştırması ise kurumların yüzde 39’unun hali hazırda İK süreçlerinde yapay zeka kullandığını, yüzde 7’sinin ise yıl içinde bu teknolojilere geçiş yapmayı hedeflediğini ortaya koyuyor.
Büyük ölçekli şirketlerde İK’da yapay zeka kullanımı yüzde 60’a ulaştı
Araştırma, kurumların dijital dönüşüm hızında ölçeğin belirleyici olduğunu gösteriyor. Çok büyük ölçekli şirketlerde İK’da yapay zeka kullanımı yüzde 60’a ulaşırken, bu oran orta ölçekli şirketlerde yüzde 35, küçük şirketlerde yüzde 33 seviyesinde kalıyor. KOBİ’lerin yüzde 50’den fazlası İK yazılımı kullanmaya başlamış olsa da veri altyapısı ve kurum içi yetkinlik eksikliği dönüşümün önündeki engeller arasında yer alıyor.
“İK ekiplerinin kuruma değer katan alanlara odaklanmasını sağlamalıyız”
Plena Pro Kurucu Ortağı Gizem Güneşdoğdu, insan kaynaklarında dijital dönüşümün yalnızca süreçleri otomatikleştirmekten ibaret olmadığını belirterek şunları söyledi: “Yapay zeka ve dijital çözümler, insan kaynaklarının iş yapış biçimini hızla değiştiriyor. Ancak asıl mesele, yeni teknolojileri kullanmaya başlamak değil; bu teknolojilerle çalışan deneyimini iyileştirmek, operasyonel yükü azaltmak ve daha doğru kararlar alabilmek. İK ekiplerinin rutin işlere ayırdığı zamanı azaltarak çalışanlara ve kuruma değer katan alanlara odaklanmasını sağlamalıyız. Dijitalleşmenin gerçek başarısı, teknolojinin insanı merkeze alan bir yaklaşımla ne kadar somut fayda yarattığıyla ölçülecek” dedi.
Rapora göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının İK veri olgunluğunu ileri seviyede değerlendiriyor. Çalışan değer önerisini güçlü bulanların oranı Türkiye’de yüzde 33 iken küresel ortalama yüzde 19’da kalıyor. Hibrit çalışma modelinin benimsenme oranı da Türkiye’de yüzde 67 ile küresel ortalama olan yüzde 60’ın üzerinde bulunuyor.
“İK’nın geleceğini daha fazla teknoloji değil, teknolojiyi ne kadar doğru kullandığımız belirleyecek”
Raporda, dijital dönüşümün önündeki en önemli sorunlardan birinin teknoloji yatırımlarıyla iş süreçleri arasındaki kopukluk olduğuna dikkat çekiliyor. Kurumların yüzde 80’i başvuru takip sistemi kullanırken, yıllık performans değerlendirmesi yapan şirketlerin oranı 2016’daki yüzde 82’den yüzde 54’e gerilemiş durumda. Güneşdoğdu, İK’da dijital dönüşümün teknoloji yatırımlarından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Raporda gördüğümüz bu değişim, İK’da sürekli geri bildirim ve veri odaklı yönetim modellerinin önem kazandığını gösteriyor. İK’nın geleceğini daha fazla teknoloji değil, teknolojiyi ne kadar doğru kullandığımız belirleyecek. Veriyi yalnızca raporlamak değil, doğru kararları almak ve çalışan deneyimini iyileştirmek için kullanmak gerekiyor. Yıllık performans değerlendirmeleriyle sınırlı kalan bir yönetim anlayışı, iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına yanıt vermekte yetersiz kalıyor. Şirketlerin sürdürülebilir başarı için anlık geri bildirimi, ölçülebilir hedefleri ve veri odaklı karar alma kültürünü iş süreçlerinin merkezine koyması gerekiyor.”







Yorumlar