Yapı Kredi, şiddeti meşrulaştıran içeriklere reklam vermeyecek
- Brandmap Haber
- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısı sonrası toplumsal infial sürerken, iş dünyasından somut bir hamle geldi. Yapı Kredi Kurumsal İlişkiler Direktörü Arda Öztaşkın, şiddeti stilize eden ve güç gösterisi olarak sunan yapımlara karşı reklam plasmanı yapılmayacağını duyurdu.
"Üzülmek yetmez, sorumluluk almak zorundayız"
Arda Öztaşkın yaptığı açıklamada “Yaşadığımız trajedi karşısında sadece üzülmek yetmez. Herkes kendi payına düşeni görmek ve yapmak zorunda. Ben de.
Biz iletişimciler bazen kendimizi sadece ‘işimizi yapıyoruz’ diyerek rahatlatıyoruz. Oysa, yaptığımız iş, aynı zamanda hangi anlatıların normal, hangi değerlerin meşru, hangi karakterlerin hayranlık uyandırıcı bulunduğuna dair oluşan toplumsal iklime etki ediyor.
Suçu bir yükselme hikâyesine dönüştüren, korku üretmeyi etkiyle, tahakkümü itibarla karıştıran içeriklerin sadece basit bir kurgu meselesi olmadığını düşünüyorum.
Çünkü tekrar eden her anlatı, zamanla toplumsal algının sınırlarını değiştirir. Önce duyarsızlaştırır, sonra alıştırır, en sonunda da normalleştirir.
Şiddeti sorun olarak anlatan içerikle, şiddeti stilize edip statüye dönüştüren içerik aynı şey değil. Eleştirel temsil ile özendirici temsil arasında fark gözetmek, bana göre bir iletişimcinin asgari muhakeme sorumluluğu.
Çünkü, iletişimci yalnızca görünürlük yöneten biri değil. Anlam, meşruiyet ve güven de üretmek zorunda.
Bu yüzden insana, özellikle kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddeti normalleştiren; şiddeti güç, prestij, karizma ya da başarı göstergesi gibi sunan hiçbir dili ve anlatıyı kabul etmiyorum. Bir iletişimci olarak, ekibimle birlikte, bu dili ve anlatıyı temel alan dizi ve içeriklere reklam plasmanı yapmayacağız” dedi.
Öztaşkın, yaşanan trajedilerin ardından üzülmenin ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayarak iletişimcilerin toplumsal iklim üzerindeki etkisine dikkat çekti. İletişimin bir anlam ve meşruiyet üretme süreci olduğunu belirten Öztaşkın, suçu bir “yükselme hikayesi” gibi sunan içeriklerin toplumsal algıdaki tehlikeli dönüşümüne işaret etti.
Sektöre çağrıda bulundu
Bu kararın bir tercihten ziyade etik bir sınır ve vicdani bir yükümlülük olduğunu ifade eden Öztaşkın; Reklamverenler Derneği, Kurumsal İletişimciler Derneği ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği başta olmak üzere tüm meslektaşlarını bu sorumluluğu paylaşmaya davet etti.


