TÜPRAG ve EKAD iş birliğiyle iki caretta caretta daha Akdeniz’e uğurlandı
- Tuğçe Gülırmak

- 18 Tem
- 5 dakikada okunur

TÜPRAG’ın “Önce insan ve çevre, sonra madencilik” prensibi ve sorumlu madencilik vizyonu, Ekolojik Araştırmalar Derneği’nin (EKAD) sahadaki bilimsel uzmanlığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün düzenleyici rolüyle 2024 yılında hayata geçirilen “Miner Turtle” projesi, Akdeniz ekosisteminin korunmasına katkı sağlamayı sürdürüyor.
Projenin yeni dönem çalışmaları kapsamında, Türkiye’nin caretta caretta türü için birinci derece yuvalama alanlarından biri olan Antalya Kızılot Ulualan Halk Plajı’nda bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, uydu takip cihazı takılan iki yeni deniz kaplumbağası İnci ve Mercan Akdeniz’e uğurlandı.
Proje kapsamında, 16 kilometrelik Kızılot kumsal bandında kurulan araştırma kampı ve izleme altyapısı, kaplumbağaların güvenle denizle buluşmasını sağlarken; uydu takip cihazları aracılığıyla türün göç rotaları, beslenme ve kışlama alanlarına dair uluslararası koruma stratejilerine temel oluşturacak bilimsel veriler üretiyor.

Çok paydaşlı iş birliği ve toplumsal farkındalık
Geleneksel sponsorluk modellerinin ötesine geçerek yerel yönetimleri, turizm sektörünü, bilim dünyasını ve uluslararası gönüllü ağlarını bir araya getiren Miner Turtle, çok paydaşlı bir koordinasyon modeli ortaya koyuyor. Projede öğrenciler, turizm çalışanları, turistler, yerel topluluklar ve gönüllüler aktif olarak yer alıyor. Yürütülen farkındalık çalışmaları kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3 bin 100 öğrenciye, 1.450 turizm çalışanına ve 1.900 yerli/yabancı turiste biyoçeşitlilik eğitimi verilirken, aynı dönemde 212 ulusal ve uluslararası gönüllü de saha çalışmalarında görev alarak ekosisteme katkı sunuyor.
110 binden fazla yavru sularla buluştu
Deniz kaplumbağası yuvalama alanlarının yaklaşık yüzde 54’ünü barındıran Antalya genelinde yürütülen saha çalışmaları, projenin iki yıllık döneminde çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 2024-2025 döneminde 4 bin 497 caretta caretta yuvası ile 314 bin 867 yumurtanın kayıt altına alındığı projede, koruma önlemleriyle 110 bin 19 yavru denize ulaştı. Bölgedeki 450 yuva gerçekleştirilen müdahalelerle doğrudan koruma altına alınırken; uzman ekiplerin yuva içi ve yuva ağzı kontrolleri sayesinde sıkışan veya mahsur kalan 10 bin 569 yavru da başarılı bir şekilde kurtarıldı.
Projenin bilimsel veri toplama ayağında ise uydu vericilerinden yararlanılıyor. 2024 ve 2025 yıllarında toplam dört ergin dişi caretta caretta’ya uydu vericisi takılarak göç yolları, beslenme ve kışlama alanlarına ilişkin bilimsel veriler elde edilmişti. Son etkinlikte iki yeni kaplumbağanın daha denize bırakılmasıyla birlikte, proje kapsamında Akdeniz'de uydu takip cihazıyla izlenen toplam kaplumbağa sayısı altıya ulaştı.

Caretta carettalar “Bayrak Tür” özelliğinden “Şemsiye Tür” niteliğine evrildi
EKAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, “Miner Turtle” projesinin yalnızca yerel bir koruma faaliyeti olmadığını, küresel iklim krizinden deniz ekosisteminin dengesine kadar uzanan geniş bir bilimsel derinliğe sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Deniz kaplumbağaları, yalnızca tek bir türün korunması açısından değil, bağlı oldukları kıyı ve deniz ekosistemlerinin bütünlüğü açısından da büyük önem taşıyor. Kızılot kumsalı, caretta caretta için Türkiye’nin en önemli yuvalama alanlarından biri. Miner Turtle Projesi kapsamında yürüttüğümüz düzenli saha çalışmaları, yuva tespiti, yavru çıkış kontrolleri, kurtarma çalışmaları ve uydu takip uygulamalarıyla hem bu alanın korunmasına hem de Akdeniz ölçeğinde bilimsel veri üretilmesine katkı sağlıyoruz. Bugün denize uğurladığımız uydu takip cihazı takılı caretta caretta da bize göç rotaları, beslenme ve kışlama alanları hakkında çok değerli bilgiler sunacak.”
Deniz kaplumbağalarının ekosistem için hayati birer işçi olduğunu belirten Prof. Dr. Onur Candan, bu canlıların deniz çayırlarının (Posidonia) aşırı büyüyerek diğer türlerin yaşam alanlarını istila etmesini engellediğini hatırlattı. Gelişen koruma stratejilerine de değinen Candan, 1980’lerden ve özellikle 2000’li yıllardan itibaren dünyada yaklaşımın değiştiğini, artık tek bir türü değil o türün yaşadığı tüm habitatı korumanın esas alındığını söyledi. Caretta carettaların bu noktada “Bayrak Tür” özelliğinden, altındaki diğer canlıları da koruyan bir “Şemsiye Tür” niteliğine evrildiğini belirten Candan; kaplumbağayı korurken kumsalın, denizel alanların ve aynı habitattaki diğer tüm türlerin de korunmuş olduğunu dile getirdi.
Küresel iklim krizi rotayı 25 yıl erkene çekti
Akdeniz’deki caretta caretta popülasyonunun küresel manyetik yönelimler ve Cebelitarık Boğazı’nın soğuk yapısı nedeniyle bu havzanın dışına çıkmadığını aktaran Prof. Dr. Onur Candan, bu canlıların Süveyş Kanalı ile Cebelitarık arasında yaşadığını ve Akdeniz’den silinmeleri durumunda bu popülasyonun bir daha geri getirilemeyeceğini hatırlattı. Candan “Yaklaşık 40 yıldır yürütülen çalışmalar sayesinde kaplumbağaların koruma statüsü ‘kritik tehlikeden’ ‘asgari endişe’ (least concern) seviyesine geldi. Bu durum bir rehavet yaratmamalı, koruma çalışmalarının durması hâlinde onlarca yıllık emek bir yılda kaybedilebilir” şeklinde konuştu.
Proje kapsamında uydu vericisiyle izlenen kaplumbağaların ezber bozan davranışlar sergilediğini belirten Candan, özellikle “Gümüş” adlı kaplumbağanın 28 bin kilometreyi aşan yolculuğuyla bilim dünyasına önemli veriler sunduğunu aktardı. Yaklaşık on yıl önce yapılan iklim modellemelerinde, küresel ısınmanın etkisiyle bu rotanın ancak 2050 yılında kullanılabilineceğinin öngörüldüğünü ifade eden Candan, Gümüş’ün bu rotayı şimdiden kullanmasının küresel ısınmanın etkilerinin tahmin edilenden çok daha hızlı yaşandığını gösterdiğini söyledi. Candan, deniz suyu sıcaklıklarının artışıyla birlikte normalde Akdeniz dışına çıkmayan bazı büyük sürüngen türlerinin de Karadeniz ve Rize kıyılarına kadar yayılarak alan genişlettiğini sözlerine ekledi.
Turizme “Kaplumbağa Dostu Oteller” etkisi
Koruma çalışmalarında katı yasaklar koymanın toplumda sempatiyi antipatiye dönüştürebileceğini, bu nedenle turizm sektörüyle kullanım dengesi gözetilerek ortak bir yaşam modeli kurulması gerektiğini savunan Prof. Dr. Onur Candan, TUI Care Foundation iş birliğiyle yürütülen “Kaplumbağa Dostu Turizm” pilot uygulamasına değindi. Dünyadaki beş pilot bölge arasında en yüksek başarı puanını Belek’teki otellerin aldığını belirten Candan, bu otellerin yuvalama döneminde ışıklarını kapattığını, kumsaldaki mobilyaları her akşam toplayarak kaplumbağalara güvenli hareket alanı açtığını söyleyerek turizm sektörünün bu hassasiyetinin projeye güç kattığını ifade etti.

Sorumlu madencilik ve doğal sermayeye yatırım
TÜPRAG olarak 1986 yılından bu yana “Önce insan ve çevre, sonra madencilik” prensibiyle hareket ettiklerini belirten TÜPRAG Sürdürülebilirlik Direktörü Jale Şakıyan Ateş, sürdürülebilirlik konularının küresel ölçekte ivme kazandığını ancak kendilerinin 20 yılı aşkın süredir bu vizyonla çalıştıklarını vurguladı. Uşak ve İzmir'de iki altın madeni işletmesi bulunan şirketin, Türkiye'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne imza attığı 2015 yılından itibaren önemli bir strateji değişikliğine gittiğini ifade eden Ateş, sürdürülebilirliği tüm operasyon süreçlerine entegre eden bir yönetim sistemi kurduklarını aktardı. Madencilik faaliyetlerinin doğası gereği bir çevre ayak izi bulunduğunu söyleyen Ateş, temel amaçlarının bu etkileri en alt düzeye indirmek ve doğa pozitif yöntemler geliştirmek olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon ve biyoçeşitliliği artırma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarını söyleyen Ateş, bu doğrultuda operasyon sahalarının sınırlarını aşarak deniz ekosistemine yöneldiklerini belirtti. COP çevre zirvelerinde okyanus ve denizlerin korunmasının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu hatırlatan Ateş, üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’de, imkânsızlıklar nedeniyle kapanma noktasına gelen Antalya Kızılot kampına sahip çıktıklarını ifade etti. EKAD ile yollarının kesiştiği dönemi aktaran Ateş, “Akdeniz’in en büyük ikinci yuvalama alanı olan bu sahada, araştırma kampının kurulamayacağı ve izleme çalışmalarının devam edemeyeceği bilgisini aldığımızda büyük bir heyecanla harekete geçtik ve yeni bir başlangıç yaptık” dedi.
“Sadece para veren bir sponsor değil, iş birliği modelinin parçasıyız”
Jale Şakıyan Ateş, TÜPRAG’ın finansal destek sağlayan pasif bir kurum olmadığını, tüm paydaşları bir araya getiren aktif bir iş birliği modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Kamu, özel sektör, bilim dünyası ve sivil toplumun bir arada hareket etmesinin uzun vadeli başarı getireceğini söyleyen Ateş, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün düzenleyici ve denetleyici rolünün, EKAD’ın saha uzmanlığının ve turizm sektörünün katılımının bu modelin temel taşları olduğunu ifade etti. Ateş, “Bu proje, bizim için bir destek çalışmasının ötesinde; biyoçeşitliliği koruma, toplumsal farkındalığı artırma ve gelecek nesillere daha sağlıklı ekosistemler bırakma sorumluluğumuzun bir parçası” dedi.

Deniz kaplumbağalarının uydudan anlık yolculuğu için:






Yorumlar