RÖPORTAJ

Deniz Necati Erda / ECCO CEO

CEO Deniz Necati Erda nasıl biridir? İşte bir günü nasıl geçer?

 

Ofise herkesten önce gelirim. 08:15 gibi ofiste oluyorum. Esasında bana kalsa daha da erken gelebilirim. Güne kahve içerek başlarım burada da, evde de. Kendi kahvemi kendim hazırlarım bu arada. Çünkü çok hoşuma gidiyor.

 

Limonlu su içerim yanında, o yüzden bir sürahi limonlu suyumu da hazırlıyorum. Sonra geçiyorum masama ve o günün programı neyse ona göre şekilleniyor günüm.

Ecco nasıl bir marka? Marka kimlik özellikleri neler? Bu özellikler sizin kendi kimliğinizle örtüşüyor mu?

 

Sektörel olarak baktığınız zaman, Ecco ayakkabıda bu işin gerçekten şampiyonlar ligi. Takım olarak benzetirsek – herkese saygım var ama – Real Madrid var, Barcelona var, Bayern Munich var, Manchester United var. Bunların dördünden ikisi her zaman ya yarı finalde ya finalde... Hiçbir zaman yok olup gitmiyorlar. Bence Ecco lig olarak baktığınızda dünyada her zaman o ilk dörtteki final oynayan markalardan bir tanesi. Bir kere, Türkiye’de genelde patron şirketlerinin zorluğu vardır. Ama yine de profesyonel çalışanların biraz daha sorumluluk alması gerekiyor. Yani kalkıp da, “Şunu yapalım da bu işin sonunda o işi kazanacağız” diye risk almıyorlar. Tabii ki uluslararası arenada bu durum değişiyor. Geçmişte daha lokalde kalan mağazalar artık günümüzde globalde yurtdışında mağaza açmaya başlıyor ama tabii bunun oturabilmesi için şirket kültürlerinin de buna ayak uydurması gerekiyor. Şimdi yeni nesille beraber bu denge oturmaya başladı.

 

Ecco 51 yıl önce kurulmuş bir aile şirketi olduğu halde gerçekten çok farklı bir noktada. Bir fon şirketi değil, çok ortaklı bir şirket değil, hala bir aile şirketi. Şu anda ikinci kuşak tarafından yönetiliyor. Bir aile şirketi olup bu kadar düzgün bir yapıda çalışacağımı daha önce söyleseler inanmazdım. Çünkü hakikaten her şey çok iyi yapılmış. Bir de Ecco’da şöyle bir fark var, Ecco tüm süreçleri kendi yapan bir şirket. Bizim beş tane ayakkabı fabrikamız var, bütün ayakkabıları kendimiz üretiyoruz. Bu beş fabrikanın hepsi Ecco’nun kendi malı, çalışanlar Ecco’nun bordrolu çalışanı. Deriyi de kendimiz üretiyoruz, dört tane deri fabrikamız var. Geçen yılki ciromuz yaklaşık 1.2 milyar Euro, Ebitda’mız yüzde 16 idi. Böyle bir şirkette yüzde 16 Ebitda yakalamak çok büyük bir rakamdır. Ama işte o 51 yıl önce alt yapı çok sağlam kurulmuş. Alt yapı sağlam yapıldıktan sonra binayı yapmak çok da zor değil. Ünü tüm dünyaya yayılmış bir marka Ecco, yılda 21 milyon çift ayakkabı satıyor.

 

ECCO’nun avantajı şu globalde finansal gücü çok yüksek bir şirket. O yüzden Ecco gerçekten profesyonellik anlamında çalışılması çok mutluluk veren şirketlerden bir tanesi. Çünkü iş değerlendiriliyor. Burada kişilikler, kişisel çalışmalar yok, günün sonunda yaptığınız işle değerlendiriliyorsunuz. Bizim atasözlerimiz var ya sözde kalan hani, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diye, burada herkes işe bakıyor. İşindeki başarına bakıyor. Öyle ki bizim Dubai ofiste 11 farklı milletten insan var. Bütün Ecco globalde, 48 farklı milletten insan çalışıyor. Herkes Ecco’nun başarısı için çalışıyor ve çok kültürlülük güzel şey. Tabii ki bir profesyonel olarak böyle bir şirkette çalıştığınız zaman siz de çok şey öğreniyorsunuz. Hayatın her döneminde yeni gününde farklı bir şey öğrenirsiniz. Ben öğrendim dediğiniz gün zaten emeklilik tarafına biletiniz kesilmiştir.

 

ECCO’nun marka kimliğinin benim kişiliğimle örtüşen noktalarına gelince… Her şeyden önce ECCO’nun nasıl kendine özgü bir tarzı varsa benim de bir yönetim tarzım olduğunu söyleyebilirim. ECCO nasıl sadeliği ve direk sonuca gitmeyi seven bir markaysa ben de aynı şekilde davranmayı seviyorum. Tabi en önemlisi ECCO’nun ekip çalışmasına inanması ve insan odaklı bir marka olması ki benim de en önem verdiğim konuların başında bu gelir.

 

Markanın yakın zamandaki hedefleri neler?

 

Geçen sene Türkiye pazarına girdiğimizde hedefimiz beş mağaza açmaktı. Bu hedefe ulaştık. Türkiye’deki üç yıllık planda da 10 mağazaya ulaşma hedefimiz vardı. 2016 itibariyle biz 10 mağaza hedefimize en geç yılın ilk yarısı ulaşmış olacağız. Türkiye’de 30-35 mağazaya çıkabileceğimizi ümit ediyoruz. Açık söylemek gerekirse Türkiye’de iş yapmak zor. Bana seneler önce bir toplantıda Metro marketlerinin müdürü şöyle demişti: “Biz stratejik kararları senede bir kere alıyoruz, siz Türkiye’de neredeyse her gün stratejik karar almak zorundasınız.”

 

BİR BABA OLARAK DENİZ NECATİ ERDA

 

Baba Deniz Necati Erda nasıl biridir? Çocuğunuzla birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız? Baba olmak yöneticiliğinizi nasıl besliyor?

 

Baba olmak iş hayatıma yaradı tabii. Bir kere çok farklı bir duygu. Erkekler için, erkeklere babalık iki yaşından sonra başlar derler. Bir kere hayata bakışınızı değiştiriyor. Birçok şeyi onun için de yapmaya başlıyorsunuz. Tabii ona daha iyi bir gelecek hazırlamak, geleceğini planlamak, hayata onla beraber başka bir açıdan bakmak. Bunların hepsi baba olmanın getirdiği şeyler. Biraz daha köşelerinizi törpülüyor. Ben baba olduktan sonra hayata daha farklı bir perspektife bakmaya başladım.

 

Baba olmak iş hayatıma olumlu yansıdı. Çin atasözüdür, olgun başaklar eğilir, genç başaklar eğilmez, biliyorsunuzdur. Ben de 20’li yaşlarda iş hayatımda çok dik bir insandım, hiç öyle taviz vermezdim vs... Ama olgunlaştıkça hele ki baba olduktan sonra olaylara biraz daha olgun, sakin ve hoşgörülü bakmayı öğreniyorsunuz. Eskiler biraz daha o hiyerarşik yapıya, o dik hiyerarşik yapıya sahiplerdi. Ben biraz daha paralel, yatay bir yapıya sahibim. Tabi ki benim yoğun iş tempom arasında Batu’nun mükemmel yetişmesinde annesinin çok büyük payı var.

 

Bildiğimiz kadarıyla siz oğlunuzla eskrim yapıyorsunuz?

 

Evet. Ben eskrime oğlum Batu sayesinde başladım aslında. Öncelikle söylemeliyim ki eskrim, satrançtan 10 kat daha fazla düşünmeye sevk eden bir spor. Bir de onu takip ederken onun maçlarına gitmek, ara sıra onunla eğlenmek, ana dair bir şeyler paylaşmak güzel... Oğlum 14 yaşında ve bazen bana “Gelme” diyor. Bizim ilişkimiz hakikaten farklı... Zaten ben ona bir şeyi yapma demem. Özgür bırakmak gerekiyor bence. Bir de arkadaş olmak gerekiyor. İş yerinde de böyle, artık dikey değil paralelde ilişkiler kurmak gerekiyor.

 

Oğlunuzu eskrim sporuna siz mi yönlendirdiniz yoksa kendisi mi seçti?

 

Oğlumun eskrime başlamasında annesinin çok pozitif desteği oldu.  Ben zorla birine spor yaptırılacağına inanmıyorum. Bizimki bateri de çalıyor kendi sevdiği için bateri çalıyor. Eskrim de öyle. Dikkatini toparlaması için eskrim çok iyi bir spor dedikleri için başlattık. Ancak önce kendisinin onayını aldık elbette. Antrenörü kısa bir süre sonra “Daha sık gelebilir mi oğlunuz? Çünkü çok kabiliyetli, ben 1-2 sene çalıştırırsam Türkiye şampiyonu yaparım Batu’yu” dedi. Hocayı çok sevdi ve başladılar çalışmaya. Önce İstanbul ikincisi oldu, bu yıl da İstanbul şampiyonu oldu, takımlarıyla da Türkiye şampiyonu oldular. Şimdi yurtdışı turnuvaları başlıyor. Bu yıl İngiltere’ye okula gönderdim, onun eskrim kampı da var. Fırsat olursa Lise 3’te bir öğrenci değişim programında okusun istiyorum. Lise 1’de şu an. Mutlu olmasını istiyorum çünkü dediğim gibi beraber paylaştığınız her an bir değer.

 

BİR SPORCU OLARAK DENİZ NECATİ ERDA

 

Bize sporcu yönünüzden bahsedebilir misiniz? Spor yaparken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Spor yapmanın işinize olumlu katkıları oluyor mu?  Strateji geliştirmede sporun nasıl faydasını görüyorsunuz?

 

Ben yelken ve kayak sporlarıyla yakından ilgileniyorum. Fırsat buldukça arkadaşlarımla birlikte yelkenli tekneyle açılıyorum.

Esasında benim mantığım şu, yelkende de kayakta da benim için iki tane önemli şey var: Bir kere inanılmaz kafanızı boşaltıyor. Hele açık denizdeyken hiçbir şey yok, sadece dümendesiniz, önünüzde uçsuz bucaksız bir deniz. Çok rahat düşünebiliyorsunuz. Ben hayatımdaki birçok stratejik kararı böyle seyahatler esnasında alırım. Kayak da aynı şekilde, o alabildiğine beyazlık kafanızı boşaltır. Daha doğru düşünmeye başlarsınız.

 

DENİZ NECATİ ERDA HAKKINDA:

İstanbul Üniversitesi Jeoloji ve Jeofizik Mühendisliği bölümünden mezun olan Deniz Necati Erda, yine aynı üniversitede İşletme ve Yönetim alanında yüksek lisans yaptı. Kariyerini Perakendecilik sektörüne yönelten ve bu alanda tutkuyla çalışan Deniz Necati Erda, yönetim, liderlik ve marka konumlandırma alanlarında 25 yılı aşkın bir deneyime sahip. Bugüne kadar çok sayıda uluslararası markanın Türk pazarlarını yöneten Erda, son üç yıldır İstanbul Üniversitesi’nde verdiği derslerle deneyimlerini aktarıyor.

 

1991 yılında Asistan Mağaza Koordinatörü olarak başladığı Mavi yolculuğunu, 2002 yılında Başkan Yardımcılığı ile devam ettiren Deniz Necati Erda, bu görevi tam yedi yıl sürdürdü. Sonrasında Hummel markasının kurucu ortağı olarak iş hayatına devam etti. Erda, 2013 yılından bu yana dünyaca ünlü Danimarka markası Ecco’nun Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyor.

  • White YouTube Icon
  • White LinkedIn Icon
  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon
  • Twitter Clean

© 2017  BrandMap

Cihangir Mah. Yeni Yuva Sok. No.18 K.2 D.3 Beyoğlu İstanbul 

T.0212 973 7375 

kullanım Koşulları

Güvenlik Ödeme ve Teslimat 

Üyelik Sözleşmesi